Okuyan mı bilir? Gezen mi?

Okuyan mı bilir gezen mi?

Pencerenin önünde oturmuş gözlerini dikip yağan karı izliyordu. Sıcacık evine, üstündeki battaniyeye, içtiği sıcak çaya rağmen içi ısınmıyordu. Sanki kar dışarı değil de içine yağıyordu. Kafasındaki sorular vücudunu dondurmuştu.

Kendi kendine konuşuyordu: ‘Nasıl yani, anlayamıyorum hakikaten. Bu kadar insan geldi gitti bu dünyadan. Bu kadar insan yaşadı öldü.  Hiç mi bir tanesi bu hayatın sırrına, mutluluğun sırrına ulaşamadı. Özünden sonraki insanlara bir mesaj bırakmadı. Bu yükümüzü hafifletecek bir bilgi koymadı?’

Artık başkalarına da  derdini pek anlatmıyordu. Kiminle sohbet etse, kime akıl danışsa herkes cümleye ‘bana göre’ diye başlıyordu. Ve bu Hatıra’yı delirtiyordu. Çünkü ‘bana göre’ başlayan cümleler genelde bir sonuca varmıyordu. Onun istediği; herkese, her şeye göre geçerli olan cevaplardı. Çocuktan büyüğe, yaşlıdan gence herkesin anlayacağı, uygulayabileceği gerçekleri istiyordu.
Gerçek ne? Ne bu hayatın gerçeği, ne bu mutluluğun gerçeği diye içine içine haykırıyordu. Ama ortada sadece sorular vardı, cevap yoktu.
Kaç saattir öyle oturuyordu farkında değildi. Telefonun çalmasıyla birden kendine geldi.  Arayan arkadaşıydı.

Arkadaşı: ‘’Hatıra inanamazsın bugün bir seminere gittim sen de mutlaka yarın benimle geliyorsun dedi.’’
Hatıra, “Of yine mi yaa. Kızım bu yaşıma kadar gitmediğim seminer, katılmadığım eğitim kalmadı. Hem bak, kaç yaşına geldim. Kırkından sonra  öğrenen artık kabirden çalar. Bu yaştan sonra ne öğreneceğim, yorma beni uyuyacağım” dedi.
 
Arkadaşı, “Ama Hatıra dinle, duyduğumuz şeyler değil bunlar. İnsanların yaşayarak elde ettiği başarılı bilgileri ve stratejileri öğretiyor. Mutluluğun, hayatın, insanın her şeyin ama her şeyin gerçeğini anlatıyor.”
Hatıra şaşırdı, daha önce hayat hiç bu kadar hızlı cevap vermemişti ona. Daha az önce tam da bu soruların cevabını bulamadığı için bağırmak istiyordu.
‘Nasıl yani doğru mu anladım? İnsanların yaşarken elde ettiği, başarıya ulaştığı bilgileri mi veriyor dedin?’. 

Evet vardı işte. Sorusuna cevap veren birileri vardı. Hayatın gerçeğini arayan bulan ve başkasına anlatan birileri vardı. Şaşkınlıktan donmuş yüzünde gözlerinin içi parladı. Tamam senle geleceğim deyip telefonu kapattı. O gece meraktan uyuyamadı. Ve 3 saatlik  seminer nasıl hızlı  geçmişti hiç anlamadı. Dersten çıkınca dışarısı bembeyaz olmuştu tek renk ve düz. Kardan başka hiçbir şey gözükmüyordu. Kendi kendine mırıldandı. Demek ki, bu kar gibi hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş. Karın altında şu an gözükmese de çok şey var. Yollar, bitkiler, haşaratlar, evler.. Bakmak görmek, duymak dinlemek değilmiş dedi.  

Sonra “Ah mis gibi çiçek koktu” diyerek gülümsedi. Etraftaysa bir tane bile çiçek yoktu. Ama o bu soğuk kardan sonra yazın geleceğini görüyordu. Her gecenin bir sabahı, her kışın bir yazı vardı. Ama hayat onu elemeden kendisini elemeyen kişiler için. Aldığı bilgilerden sonra zihni rahatlamış ve ilk kez hayata karşı böyle gülümsüyordu. Gözü, seminerden çıkarken içerden aldığı kitabın arkasındaki yazılara değdi.

‘’Bu hayatta çok okuyan mı bilir, yoksa gezen mi? Ne okuyan ne de gezen… Merak eden kişi çok bilir ve öğrenir. Ve insanoğlu var olduğundan bu yana en çok merak ettiği  şey ‘Gerçektir’.

💧 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog

Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. 
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...

" İnsanoğlunun, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. Aynadaki kişi..."  Yahya Hamurcu

Sakınmada Ustalık
Designer (Strateji Tasarımcılığı)

💧 

Yorumlar

  1. Okumakmı biz herşeyi olduğu gibi bunuda yanlış anladık tüm algımız zihnimiz dogrulur inşALLAH

    YanıtlaSil
  2. Kişileri ve olayları merak edebilmek…

    YanıtlaSil
  3. Merak insana öğretir, bilmediklerini....

    YanıtlaSil
  4. Öylesine yaşanacak kadar kıymetsiz bir şey değil ömür, çok uzun da değil…

    Herkesin aklından geçen, arayışında olduğu şeylerin böylesine güzel bir müfredat altında veriliyor olması çok kıymetli…

    Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  5. Ne okuyan bilir ne gezen bilir. Bilirse okuduğunu anlayan bilir gezdiğini irdeleyen bilir. Ne güzel bir ilim öğrendik deneyimsel öğreti ile... Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. Çok akıcı ve gerçekten seminerleri anlatan faydalı bir yazı olmuş! Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  7. Gerçeğe sahip olan kişi üstündür.

    YanıtlaSil
  8. Gercege sahip olan kişi üstündür

    YanıtlaSil
  9. Ne kadarda doğru, “merak eden kişi çok bilir”
    merakımız gerçeği aramaktan yana olsun… kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  10. Deneyimsel Tasarım Öğretisi'ndeki her bir seminer çok kıymetli. Daha önce gidilen seminerlerden çok farklı. İnsana farkındalık kazandıran, gerçekliği anlatan, sorularının yanıtını bulabildiği şahane bir eğitim imkanı veriyor. Kim dününden daha mutlu ve başarılı olmak istemez ki?

    YanıtlaSil
  11. Bazen deriz ya lafı dolandırmadan söyle şu gerçeği diye. Şu dönemde teşhisi koyup nasıl çözeceğini anlatmayan şeylerden bıkmışız. Kıyaslanamaz kalitede eğitimler. Emeği geçen her bir hocama ayrı ayrı teşekkürler...

    YanıtlaSil
  12. Merak insanı geliştiren bir özellik.Ama neyi merak ettiğin önemli...

    YanıtlaSil
  13. İnsan yeter ki irdelesin, merak etsin, gerçeği arasın, öğrenmek istesin ve gerçekle tanışsın.
    Gerçekten de insan irdeledikçe merak ettikçe gerçek ona veriliyor.

    YanıtlaSil
  14. Merak eden kişi çok bilir ve öğrenir. Ve insanoğlu var olduğundan bu yana en çok merak ettiği şey ‘Gerçektir’. ne kadar da doğru

    YanıtlaSil
  15. “Her gecenin bir sabahı, her kışın bir yazı vardı. Ama hayat onu elemeden kendisini elemeyen kişiler için” kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  16. Çok teşekkürler. 💐 İnsan bilgiye birçok yoldan ulaşabilir ve öğrenebilir. Yeter ki merak etsin, öğrenmenin sonu olmadığına inansın. Nefes aldıkça öğrenmeye çalışsın.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder