Yetiştiren Olabilmek

Yetiştiren olabilmek




Sabahın 6'sın da uyanmıştı Zeynep. Uyanır uyanmaz komidine uzandı ve başucundaki buhurdanlığı yaktı. O da mis gibi portakal çiçeği kokuyordu. Buhurdanlıktan duvara sarı bir ışık yansıyordu. Küçüklüğünde sobanın camından duvara yansıyan alevler gibiydi. Hemen elini yüzünü yıkadı. Birkaç dakikalık egzersiz hareketleri ile güne dinç bir şekilde başlamıştı. Bunlar onun için sabah rutiniydi. Dolabına doğru yöneldi. Hafta sonu, hafta boyunca giyeceği kıyafetlerini ayarlamıştı. Onların arasından birini seçti. Hızlıca giyindi hafif bir makyaj yaptı. Deri topuklu ayakkabısını giyip işe gitmek için yola çıktı. 

Zeynep 45 yaşındaydı. Yaşına göre dinç bir yapısı vardı. Dikkat çekici kumral kıvırcık saçları ile bir ortamda hemen fark edilirdi. O ise ilişkiye zaman ayırmak yerine kariyerine odaklanmıştı. Aynı zamanda kendini geliştirmek için seminerlere gidiyordu. Eşi yoktu ama doğru bir evlilik nasıl olmalı bunu öğreniyordu. Çocuğu yoktu ama nasıl kaliteli bir insan yetiştirilir bunu öğreniyordu. Aynı zamanda bu bilgiler çalıştığı departmanda da işine yarıyordu. İnsan kaynakları departmanında staj için gelen gençleri yanında yetiştiriyordu. Bu işi nasıl iyi yaparlar onu öğretiyordu. Bazen onların dertlerini dinliyor çözüm arayışında olanlara yardım ediyordu. Gençlere kimsenin göstermediği ilgi ve özenle yaklaşıyordu. Stajyer öğrenciler de Zeynep'in talimatıyla sabahın 7'sinde işe gelseler bile onu seviyorlardı. Tabii başta sinir olmuşlardı. Herkes gibi biz niye 8'de gelmiyoruz diyorlardı. Ancak senenin sonunda meslekle ilgili öğrendikleri onca şeyden sonra iyi ki erken gitmişiz işe diyorlardı. Yıllar böyle akıp gidiyordu.

Bir gün Zeynep gazetede “Koruyucu Aile” başlığına denk geldi. Merak etti ve haberi okudu. Bu konu çok ilgisini çekmişti. Annesi değilsin ama o çocuğu yetiştirme hakkın olabiliyor. Bu Zeynep'in iş hayatında yıllarca severek yaptığı bir şeydi. Bu konu ile ilgili derin bir araştırmaya girdi. Bir gün Sevgi Evi’ne misafir olarak gitti. Orada çalışanlarla konuştu ve çocukları gözlemledi. Aralarında bir tanesi gözüne çarptı o çocuk Ahmet’ti. Diğer çocuklara göre daha çekingendi, kendi kendine oynuyordu. Aradan zaman geçti Zeynep sonrasında birkaç defa daha gelip gitti. Artık boş zamanlarında hep geliyordu buraya. Çocuklarla oynamak Zeynep'e de iyi geliyordu. Deşarj olmuş gibi hissediyordu kendini. Her geçen gün Ahmet'le aralarındaki bağ biraz daha artıyordu. 

Zeynep bir cesaret Ahmet'in koruyucu ailesi olmak için başvuru yaptı. Uzun bir araştırma sürecinden sonra bu isteği onaylandı. Zeynep hem seviniyordu hem de büyük bir sorumluluk aldığı için tedirgindi. Çünkü tüm hayatı Ahmet'e göre şekillenecekti. İlk iş mesleğine bir süre ara vermek oldu. Yeni bir düzen oturtana kadar buna ihtiyacı vardı.  Zeynep Ahmet'ten önce tüm öğrendiği bilgileri bu adapte olma sürecini atlatırken kullanıyordu. Birkaç senede birbirlerine alıştılar. Sonra Ahmet kreşe gitmeye başladı. Zeynep de tekrar mesleğine geri döndü. Akşamları oyunlar oynayarak çok güzel vakit geçiriyorlardı. Hafta sonları hayvanat bahçesine ya da parka gidiyorlardı. Zeynep Ahmet'in gelişimi için elinden geleni yapıyordu. Daha önce hiç mutlu olmadığı kadar mutluydu.

Ahmet’’i kreşten almak için beklerken kendi kendine düşünüyordu. Ahmet’i o doğurmamıştı ama doğursa bu kadar değer verirdi. Ahmet’i o doğurmamıştı ama o sorumluydu yetiştirmekten. Ne kadar ağır bir yüktü bu. Bir çocuk iyi ya da kötü her ailede büyür. Asıl mesele mutlu huzurlu bir ailede yetişmekti. Nasıl mutlu ve huzurlu bir yuva sağlayacaktı ona? Her istediğini alsa Ahmet mutlu olur muydu? Yoksa duyduğu hayırlar mı onu olgunlaştıracaktı? Çocuğu mutlu mu etmek gerekiyordu yoksa yetiştirmek mi? Zeynep bunları düşünürken Ahmet’in “Anneee” diye bağırmasıyla kendine geldi. Ahmet kollarını açmış Zeynep’e doğru koşuyordu. Zeynep Ahmet’e sarılsın mı yoksa ona anne demesine şaşırsın mı bilemeden kollarında Ahmet’i buldu. Gözleri doldu…

Anne olmak, büyük sorumluluk… Yetiştiren olmak… Bir çocuğun, kendi bedelleriyle, kendi ayakları üzerinde durabilen bir insan olmasına destek olmak… Kendi kararlarını kendisi lehine verebilen güçte bir çocuk yetiştirmek… Kolay mı? Hiç değil. Değer mi? Kesinlikle…

💧 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog

Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. 
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...

" İnsanoğlunun, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. Aynadaki kişi..."  Yahya Hamurcu

Sakınmada Ustalık
Designer (Strateji Tasarımcılığı)

💧 

Yorumlar

  1. İyi ki iletişim var iyi ki ilişki var. İyi ki deneyim transferi var. İnsanın insanı yetiştirmek için ihtiyaç duyduğu herşey yeryüzünde varsa, demek ki birbirimizin iyiliğinden güçlenmesinden sorumluyuz

    YanıtlaSil
  2. İyi ki iletişim var iyi ki ilişki var. İyi ki deneyim transferi var. İnsanın insanı yetiştirmek için ihtiyaç duyduğu herşey yeryüzünde varsa, demek ki birbirimizin iyiliğinden güçlenmesinden sorumluyuz

    YanıtlaSil
  3. Kesinlikle değer... emeklerinize sağlık selam ve sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. ""Hayır"lar çocuğu yetiştirir" cümlesi başta insana ne kadar itici geliyor değil mi? Tabii ki eski okullardaki cetvelle sınıfa öğrenci dövmeye giren öğretmenler gibi değil o hayır deme stilimiz :) Bu yön veren yazı için çok teşekkürler. Kaleminize kuvvet...

    YanıtlaSil
  5. Insan yetistirmek,hele ki bir çocuk yetiştirmek çok kıymetli. Kıymet verip, kıymet görenlerden olabilmek güzel olsa gerek. Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  6. Koruyucu aile olmak hem çocuğu hem kişiyi koruyor bence:) kaleminize sağlık 😉

    YanıtlaSil
  7. Çocuklarımızı yetiştiren olabilmek ümidiyle…

    YanıtlaSil
  8. Necahat duman6 Mart 2024 17:54

    Gerçekten de “hayır” kelimesi ilk başta çocuğunuzu hayal kırıklığına uğratabilir. Ancak ona çok önemli bir ders verir: Gerçek hayatta insanların uyması gereken sınırlar vardır. Diğer yandan, pes ederseniz otoritenizi sarsarsınız ve çocuğunuza, canı ne zaman bir şey istese ağlayıp sızlayarak istediğini yaptırabileceğini öğretmiş olursunuz. Zamanla, böyle yapmanız da onu öfkelendirebilir. Sonuçta bir çocuk kolayca yönlendirebildiği bir ebeveyne ne kadar saygı duyabilir ki?
    Hayır demek çocuğunuzu ergenliğe ve yetişkinliğe hazırlar. Çocuğunuza kendini kontrol etmeyi öğretir
    Dünyanın çocuklarımıza istedikleri her şeyi her zaman gümüş tepside sunacağını öğreterek onlara iyilik etmiş olmuyoruz.Çocuklarımızın hep gülmesini ve neşeli olmasını istemek biz insanların doğasında var. Ancak çocuklarımız bize hiç kızmazsa, hiç üzülmezse ya da hiç hayal kırıklığı yaşamazsa bu, ebeveynler olarak görevimizi yerine getirmediğimizi gösteren bir uyarı sinyali olabilir. Çocuklarınız hiç deneyim kazanmazlarsa, üzücü durumlarla ve hayal kırıklığıyla başa çıkmayı nasıl öğrenecekler? Eğer siz öğretmezseniz özdenetim göstermeyi nasıl öğrenecekler? Hayata dair bu önemli dersleri hayır diyerek öğretmek bizim görevimizdir.

    YanıtlaSil
  9. Yetişmek, yetiştirmek insanın öz mesleği... Hakkını verebilmek dileğiyle

    YanıtlaSil
  10. Bizler buyütmeyi yetiştirmek zannediyoruz. Oysa bitkide büyüyor, hayvanda büyüyor. İnsan olmak bitki ve hayvandan daha başka özelliklere sahip olmaksa, demek ki büyürken farklı birşeylerinde olması lazım. O yüzden çocuklarımızı gerçeklikle yetiştirebilmek çok önemli.

    YanıtlaSil
  11. Büyütenle yetiştiren olmak arasında çok fark var. Yetiştiriyor olmak, sorumluluk almak çok kıymetli. Bunu, onun doğru davranışlarında, doğru kararlarında, aldığı sorumlulukları yerine getirmesinde, daha iyi bir birey olmasında görebiliyoruz.

    YanıtlaSil
  12. İnsan yetiştirmekle büyütmek arasındaki farkı erken farkedebilirse ne mutlu. Bugün İnternet haberleri geç farkeden insanların yaşadıklarıyla dolu... Emeklerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  13. Ne İYİ insanlar var… Doğruyu güzel de yapan… İYİ’ye varabilmek duasıyla… ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  14. Hayatımızın her alanında yetiştirenler arasında olmak ümidiyle :)

    YanıtlaSil
  15. Seminerlerden aldığım bilgiler sayesinde cocugumuzu büyüttüğümüzü ama yetistirmedigimizi farkettim acı acı... Ne kadar teşekkür etsem az :)

    YanıtlaSil
  16. Yetisen ve yetistiren olabilmek cok kıymetli..kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  17. Sadece anne olmak değil ki insan hayatındaki her rolde yetiştiren olabilir. Önemli olan yetiştirdiğin insanların hayatına nasıl dokundun? Ellerinize sağlık 🙂

    YanıtlaSil
  18. Seminerlerinize katılmadan önce çocuğumu iyi yetiştirdiğimi zannediyordum... :) Her insanın her yaşta öğrenecek bir şeyleri varmış.
    Bana kattiklariniz için ne kadar teşekkür etsem az!

    YanıtlaSil
  19. Kaleminize sağlık :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder