Meltem, sabahın erken
saatlerinde kalkmıştı. Soyduğu
portakaldan bir dilim alarak, gözlerini mutfak penceresinden gökyüzüne
çevirmişti. Geçen haftadan bu yana ne zaman boş kalsa, dalıp dalıp kendini aynı
sorunun cevabını ararken buluyordu.
İyi insan olmak ne demek?
İyi ebeveyn olmak...
İyi çalışan olmak...
İyi arkadaş olmak...
İyi patron olmak..
İyi olmak ne demek?
"İyilik” ile ilgili
sorular ilk defa arkadaşı Seda’nın evinde düşmüştü aklına. Geçtiğimiz hafta
Seda, Meltem’i ve ortak bir kaç arkadaşını öğle yemeğine davet etmişti. Masanın
etrafında beraberce toplanmışlardı.
‘’İşte size üç beyazdan uzak
bir sofra’’ diyerek böbürlendi Seda… Tüm hanımlar grupça diyette olduğu için,
herkes hayatından memnundu. Bir kişi hariç…
Seda’nın oğlu Mehmet Alp, o gün
masada tabağındakileri yememekte öyle
çok diretmişti ki. ‘’Bunlar çok çirkiiiin!’’ diye diye ağlıyordu. Menüde
haşlanmış brokoli, haşlanmış et ve yanında yeşil salata vardı.
Seda, oğlunu ikna etmeye
çalışıyor ‘’Oğlum bak bunlar çok sağlıklı, çok faydalı. Senin iyiliğin için’’
Mehmet Alp ağlayarak, ‘’Hayır
iyilik falan değil, portakal da faydalı ama böyle çirkin değil’’ diye isyan
etmiş, sofradan kaçıvermişti. Çocuk lezzet istiyordu.
Sofra oldukça sağlıklıydı ama
Mehmet Alp’in açısından bakınca hakikaten yemeklerde ne bir renk vardı ne de
lezzet.
Seda’nın oğlan neler demişti öyle? Meltem, ilk defa o
gün, ‘iyi’ denilen şeyi, fayda zannettiğini fark etmişti. Hakikaten her faydalı olana ’’iyi’’
demiyorduk biz. Her güzel olana, lezzetli olana da ‘’iyi’’ demediğimiz
gibi. Gofret iyi bir şey miydi mesela? Hayır değildi. Lezzetliymiş gibi geliyordu aslında. Tatlı olan her şey
lezzetliymiş gibi. Ama çok zararlıydı…
Mutfakta, o günü düşünürken,
ısırdığı portakal dilimine dikti gözünü Meltem. Portakalı uzun uzun incelemeye
başladı. Bu C vitamini deposunun, rengi güneş turuncusu, kabuğunda iç
ferahlatan bir turunç kokusu… Şekli yuvarlak ama dokuz eşit porsiyona bölünmüş.
Her bir dilimin içinde onlarca lezzetli su torbacığı bir arada… ‘’Mehmet Alp’e bak sen’’ diye güldü içinden.
Çocuk doğruyu söylemişti.
Bir
şeyin iyi olması için, ne fayda yeterliydi ne de güzellik. Her ikisi de
olmalıydı. Tıpkı bir portakal gibi…
Sonra aklına iş yerindeki kendi
ahvali düştü. Meltem çok başarılı bir mimardı. Patronu ona çok güvenirdi ama
projeler dışında yokluğu fark edilen biri değildi. İş arkadaşları öğle tatiline
birlikte çıkarlarken, Meltem "Şu işimi tamamen bitirmeden bir yere
ayrılamam" diyerek , yemeğe yalnız çıkardı. İşini çok iyi yapardı ama aynı
zamanda çalışma ortamını geren bir yapısı vardı. İş yaparken, zorla
yaptırıyorlarmış gibi stresli ve gergin görünürdü. Bir
piknik organizasyonunu bile göreve çevirirdi. Her şeyi en ince detayına kadar
organize ederdi. Arkadaşlarından yük alır almasına ama mükemmel olsun derken
insanları gererdi. Onun bu tavırları yüzünden gelenler pikniğin keyfine
varamazlardı.
Bir insanın etrafındakilerin
yükünü hafifletiyor olması onlara fayda vermesi çok önemli.
Bir çocuğun sağlıklı besleniyor
olması çok önemli.
Veya bir çalışanın işini düzgün
yapıyor olması...
Bir patronun sigorta primlerini
yatırıyor, maaşları vaktinde ödüyor olması çok önemli.
Ama bütün bunlar tek başına
‘’iyi’’ olmak için yeterli miydi? Bir lezzet, bir estetik, güzel bir stil ile
birlikte sunulmadıysa...?
‘’Oysa
insan doğaya baktığında, her detayda ‘iyi’nin ne olduğunu anlayabiliyor…’’
diye düşündü Meltem.
Hayatta her şey fayda üzerine
yaratılmıştı. Ağaçlar,
fideler, meyveler, hayvanlar, taşlar, rüzgarlar… Ve ayrı ayrı öyle yaşamsal
faydalar veriyorlardı ki, hiçbirinin estetik görünmeye ihtiyacı yoktu. Onlar
güzel olmasalar da, lezzetli olmasalar da, hoş kokmasalar da insan hepsine
muhtaçtı…
Estetiğe,
lezzete, güzelliğe ihtiyacı olan insandı…
Bu
sebeple, yeryüzünde her varlığın faydasına bir miktar güzellik eklemişti
Yaratıcı…
Doğal
olana bakıldığında insanın içi rahatlıyordu.
‘’Ne
merhametli bir sunuş biçimi!’’ dedi içinden Meltem. Yaratıcının bir stili
vardı.
Bize vitamin veren meyve
rengiyle, tadıyla ve kokusuyla birlikte yaratılmış. Üstelik her meyvenin
kendine has, farklı bir tadı bir aroması var. Süt kalsiyumla faydalandırılmış, ama yumuşak içimi, bembeyaz
rengi ve lezzetine ne demeli?
O zaman biz neden
"iyi" olmayı sadece faydalı olmak ile tanımlıyoruz?
Doğa mükemmeldi, doğada hiç
hata yoktu ve faydanın yanında mutlaka hazzı da verilmişti... İnsan gergin
olduğunda derin nefes alıp içi rahatlıyordu. Kendini çimlere atabiliyor, denize
veya ağaçlara baktığında iyi hissedebiliyordu.
Peki ya insan birbirine
baktığında nasıl hissetmeli ve hissettirmeliydi?
O halde
insan bir ’’iyilik’’ yapmak istiyorsa,
Bir
şeyi ‘’iyi’’ yapmak istiyorsa,
‘’İyilerden’’
olmak istiyorsa,
Doğruyu
güzel yapmalı, faydalı olanı hoş sunmalı değil miydi?
Meltem son
portakal dilimini de ağzına attıktan sonra kalktı ve eşofmanlarını giydi. Bu
sabahki sağlık yürüyüşünü koşu bandında değil, dışarıda yeşiller içindeki
parkta yapmaya karar verdi.
Yaşama sevinci ne tek başına
faydada, ne de tek başına hazda idi. Yaşama sevinci, birbirine zıt görünen bu
iki kardeşin birleşmesindeydi.
💧
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir.
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir.
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...
" İnsanoğlunun, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. Aynadaki kişi..." Yahya Hamurcu
Sakınmada UstalıkDesigner (Strateji Tasarımcılığı)
💧

İyiyi doğru olarak tanımlarken yanılıyoruz ne güzel bir anlatım elinize sağlık
YanıtlaSilKavram bilimi ne de kıymetli 🙂. Kaleminize sağlık
YanıtlaSilÇok farkındalık oluşturan bir yazı hoş bir dille kaleme alınmış. Emeklerinize sağlık :)
YanıtlaSilÇok farkındalık oluşturan bir yazı hoş bir dille kaleme alınmış. Emeklerinize sağlık :)
YanıtlaSilKim iyilik yaparsa aslında kendine yapmis olur.Guzeli faydayı once kendimizde oluşturmalıyız. Olmayan bir seyi baskasina nasil verebiliriz ki?
YanıtlaSil" insan doğaya baktığında, her detayda ‘iyi’nin ne olduğunu anlayabiliyor…’’ Doğa'nın bize sunduğu faydanın yanında güzellikleri, anlattıklarını görebilmek ne büyük bir ikram.
YanıtlaSilElinize sağlık ne güzel anlattınız💐Ne’yi Nasıl yaptığımız çok çok önemli. İnsan doğru bir şey yapayım derken güzellikle yapmıyorsa asıl hedefine de ulaşamıyor, iyiye ulaşamıyor. En ufak birşeyde gösterdiği özen hayatının birçok alanına yayılabiliyor. İyi bir Sitile ulaşabiliyor.
YanıtlaSilİnsanın kendini tanıması, dışarıdan nasıl göründüğünü farketmesi ne büyük konfor... Kaleminize sağlık :)
YanıtlaSilGüzel ve faydalı olmak dileği ile 🌸:)
YanıtlaSilAferin Mehmet Alp’e 👏🏻gerçekten iyilik, iyi, fayda, güzel, çirkin, haz ne demek, bizlere farkettirdi. Kaleminize dağlık 💐.
YanıtlaSilGenellikle unutuyoruz, etrafımızdaki insanlara faydalı birşey yapınca tamam zannediyoruz ama bunu güzel yapmayınca, işler bizim düşündüğümüz gibi gitmiyor, elinize sağlık 🌺
YanıtlaSilKavramların gerçek anlamını bilince zihin nasıl da rahatlıyor. Kaleminize sağlık 🌺
YanıtlaSilNe güzel bir duadır: "Allah iyi insanlarla karşılaştırsın." yazı için teşekkürler, ellerinize sağlık 🩵
YanıtlaSilFark ettirdikleriniz çok kıymetli... Emeklerinize sağlık :)
YanıtlaSil