Toprak

 

Toprak

Güneşli ve sessiz bir yaz günüydü.  Evdeki sakin hava, Ayşe’nin sevinç dolu sesiyle renklenivermişti.

- Anne bak! Çileklerim kıpkırmızı olmuş. Çok mutluyum. Ne güzel büyümüşler! Birlikte toplayalım mı?

Küçük kız sanki bir top gibi sekiyor, yerinde duramıyordu. Evin küçük bahçesinde bir o tarafa bir bu tarafa koşturuyor ve heyecanla annesinin gelmesini bekliyordu. Filiz bahçeye koştu ve kıpkırmızı çilekleri görünce neşeyle kızını öptü. 

- Güzel kuşum, o kadar tohum ektik, bu yaz bir tek senin küçük fiden ürün verdi! Bu çok güzel bir işaret! Demek toprağımızı ekmeye devam etmeliyiz.

Anne Filiz, 40 yaşlarındaydı. Eşi Taner ve tek kızları Ayşe ile birlikte her yaz, babadan kalma bu evde,  tatilin iki ayını geçirip şehre dönerlerdi. Her yaz olduğu gibi bu yaz da tatil için bu küçük köy evine gelmişlerdi. Bu zamana kadar köyde dinlenmek, temiz hava almak ve yürüyüşler yapmak yetmişti onlara. Fakat bu sene Filiz’in aklında farklı bir düşünce vardı. Evin çevresindeki kullanılmayan araziyi bu yaz ekip biçmeye karar vermişti. Hem atıl bir toprağı değerlendirecek, hem de şehirde bulamadıkları sağlıklı ve lezzetli ürünler yetiştirecekti. Kış boyunca zihnini bu düşünceler meşgul etmişti. Filiz sonunda kafasındaki planı eşiyle paylaşmıştı. Hem Filiz’in bu kadar heveslenmesi hem de sağlıklı ürünler konusunda haklı olması Taner’i de ikna etmişti. 

Yazın köye, yanlarında çeşitli tohumlar, sulama makineleri ve bahçe gereçleri ile gelmişlerdi. Gelir gelmez bir heves işe koyulmuşlardı. Tohumları ekip, fideleri dikip, her birine can suyunu vermişlerdi. Her gün merakla topraklarını sulayıp kontrol etmişlerdi. Fakat iki ayın sonunda aldıkları sonuç hiç bekledikleri gibi olmamıştı. Tohumların bazıları hiç çıkmamış, bazıları çıkmış ama çok büyümemişti. Bazıları da aşırı büyümüş ama ürün vermemişti. Nerede yanlış yapmışlardı? 

Filiz, elinde çay fincanı toprağa üzgün üzgün bakıyordu. Taner karısını öyle görünce yanına gidiverdi:

- Filizciğim istediğini yaptık, çabaladık ama bak olmadı işte. Lütfen üzülmeyi bırak artık. 

- Nasıl üzülmeyeyim Taner? Onca emek boşa gitti işte!

- Seni anlıyorum canım ama böyle toprağa bakıp bakıpüzülüp duracak mıyız şimdi?

 Filiz kısa bir süre düşündükten sonra, biraz kendine gelmeye başladı ve cevapladı:

 Haklısın toprağa boş boş bakmanın bir anlamı yok. Nerede hata yaptık biliyor musun? Biz toprağı tanımaya çalışmadık. Elimizde ne varsa paldır küldür ektik, suladık, çapaladık. Sonra da almak istediğimiz sonucu bekledik.

 Taner sessiz kaldıktan sonra Filiz kendi kendine düşünmeye devam etti.

 İster insan olsun, ister toprak, önce anlaşılmak, tanınmak, kabul edilmek ister. Belki zaman ister, ilgi ister, bilinç ister, sabır ister. Ama önce herkes ve her şey anlaşılmak ister. 

Peki toprak ne demek? 

Canı canlandıran, 

Yetişen, yetiştiren demek, 

Fayda veren, 

Hareket ve bereket demek, 

Temizleyen, saran saklayan,

Ne verirsen, fazlasıyla geri gelen demek, 

Bekleyebilirsen,

Toprak, insanın özü demek..

"İnsanla toprak arasında, sıkı bir bağ olmalı". İnsan toprağı tanırsa, neye ihtiyacı olduğunu anlayabilirse ancak ektiğini biçebilir.

Tıpkı ilişkilerimiz gibi... İnsan ancak karşıdakinin neye ihtiyacı olduğunu anlayabildikçe karşılık alabiliyordu. O toprağın ihtiyacı olan suyu verip, onu çapaladıkça havalandırdıkça verimi artıyordu. 

Tıpki insan gibi… İhtiyacı giderilen, dinlenildiğini ve anlaşıldığını anlayan insan rahatlayabiliyordu.

O yüzden insan elindeki toprağı iyi anlamalı, sonra karşısındakinin isteklerine ve ihtiyacına zaman harcamalı. Çünkü insan ihtiyaca yönelik bedel öderse ancak bağ kurup, verim alabiliyordu...




💧 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog

Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. 
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...

" İnsanoğlunun, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. Aynadaki kişi..."  Yahya Hamurcu

Sakınmada Ustalık
Designer (Strateji Tasarımcılığı)

💧


Yorumlar

  1. Bu yazıyı okuyunca insanların ihtiyaçlarına odaklanmak geldi aklıma. Bir bebek bile ona bilinç vermeyip ihtiyacına odaklanmayınca, sadece ağlayan bir bebek gibi görünüyor. Ama anne o bebeğin ihtiyacını anlamaya çalışınca sıkıntısını da anlayıp hemen çözüm üretiyor ve o zaman bebeğin ihtiyacını karşılamış oluyor. İhtiyaca odaklanmadan olmuyor … Ellerinize sağlık🌹

    YanıtlaSil
  2. Kaleminize sağlık. Farkındalık yaratan samimi yazınız için çok teşekkürler.💐
    Gerçekten tanıdıkça anladıkça ihtiyacını farkedip giderebiliyoruz , ihtiyaç giderdikçe ilişkilerimiz iyiye gidiyor, bağ kurabiliyoruz ve mutlu oluyoruz. :)

    YanıtlaSil
  3. Emekleriniz sağlık. Gerçekten de insan ilişkisinde anlama kısmını atlayabiliyor. En önemli, işleri lehine çevirecek kısım orada gizli. Seminerleriniz ve yazılarınız için çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. Hiç böyle düşünmemiştim

    YanıtlaSil
  5. Kaleminize sağlık💐 Tanımak, anlamak ve ona göre davranabilmek ne kadar önemliymiş. Davranışımızın karşılığını alabilmenin, faydalı olabilmenin sebebi tanıyıp anlamakmış meper. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder