Canı sıkılıyordu Elif’in. Yanına birlikte bir şeyler
yapacak arkadaş arıyordu. Telefonunun rehberini karıştırdı. Yıllar sonra sosyal
medyada bulduğu ilkokul arkadaşlarından, üniversite zamanlarında birlikte staj
yaptığı kişiler vardı. Bir yaz gidip tanıştığı tatil arkadaşlarından, ilk
oturduğu apartmanın komşularına kadar kimler kimler vardı? Ne zamandır bu
kişilerle görüşmemişti.
İlişkilerinin ne kadar zayıfladığını düşündü. Önceden aradığında dertleşebileceği veya dışarıya çıkacağı arkadaşları oluyordu. Şimdi ise durum farklıydı. İletişim çağında olmamıza rağmen neden bu kadar tek olduğunu sorguladı. Normal miydi? Görüşmeyeli yıllar olmuştu. Şimdi hangi biriyle görüşecekti ki? Peki bu kişilerle bağı ne kadar kuvvetliydi? İlişki bir alışveriş değil miydi?
Tekrar rehberine baktı. “Aman Allah’ım, çocuğumun kreş dönemindeki arkadaşının annesi’ diye mırıldandı. Tayinleri başka bir şehre çıkmıştı. Hiç dönüp bakmamıştı ki şimdiye kadar bu rehberde kimler var diye? Tıpkı çorap çekmecesindeki çoraplar gibiydi. Hiç giymediği çoraplarıyla yeni aldığı çoraplar birlikte. Bazılarının teki bile yok. Bu kadar şey neden durur ki? Ya mutfak çekmecesine ne demeli? Dışardan alınan dondurmanın kaşıkları, çocuğunun bebekken kullandığı biberon kapağı, hiç kullanmadığı konserve açacağı.
“Fayda vermeyen zarar verir”
demişti arkadaşı.
O zaman rehberimdeki isimler, çorap çekmecemdekiler, mutfaktaki kullanılmayan malzemeler bana hep zarar mı veriyor? diye düşündü.
Kıyafet dolabında giymediği onca kıyafet vardı. Giyilmeyenler boşuna yer kaplıyor, kimseye de vermeye kıyamıyordu. Yazlık kışlıkları değiştirirken yer değiştiriyordu sadece. Bunlar da tıpkı telefonundaki gibi kendisine nasıl zarar veriyordu? Her şeyden önce yük oluyordu kendisine. Mesela telefon rehberindekiler, K harfine basıyor, asıl aradığı kişiye ulaşana kadar başka başka kişiler çıkıyordu karşısına, boşuna zaman kaybı yaşıyordu. Dolabındaki giysiler, fazla ayakkabılar hepsi yer kaplıyordu. Üstelik üst üste konulmuş, nerede neyi var hiçbirini göremiyordu. Bunları temizlemekte ve sadeleşmekte gerçekten fayda vardı.
İşe en kolayından, elindeki telefonun rehberini temizlemekle başladı. Hakikaten bu arkadaşları ile yıllardır görüşmüyordu. Akşama doğru, giymediği kıyafetlerinide ayırdı. Dolabında bir sürü yer açılmıştı. Bir yandan düzenliyor, bir yandan raflarını siliyordu. İçerisine eski ayakkabıları ekledi. Nerde ne kadar fazlalık, kullanılmayan varsa hepsini çıkarttı. Ortaya çıkan fazlalığa kendi de inanamamıştı. Gözü de gönlüde ferahladı. Dolaplar kargaşadan ve kalabalıktan kurtulmuş, sadeleşmişti. İhtiyacı olmayan şeylerin varlığından kurtulmak ona iyi gelmişti.
Bir gün gerekli olur deyip vermeye, kullanmaya
kıyamadığımız bekleyen her ne varsa gerçekten fayda vermemişti.
💧
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir.
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir.
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...

Ya bir gün gerekli olur diyip kenara koyduğumuz onca şeylerin bize zarar verdiğini bilmek.. kaleminize sağlık :)
YanıtlaSilSadelikte güven var
YanıtlaSilKaleminize sağlık, şimdi temizlik vakti :)
YanıtlaSilSadelesmek tüm hayatımızı yeniden gözden geçirmeniz için ilk adım.
YanıtlaSilNeden olmasın.
Kaleminize sağlık bu sadeliğe su dönemlerde o kadar ihtiyacımız var ki...
YanıtlaSilSadeleşmek, fazlalıklardan kurtulmanın verdiği hafiflik ve rahatlama hissi :) Şu bir gerçek ki fayda vermeyen şey zarar verir!
YanıtlaSilFayda vermeyen şeyleri hayatımızdan çıkarmak, sadeleşmek çok kıymetli.
YanıtlaSilKaleminize sağlık🍃
Biriktirmemek, fayda vermeyeni atmak insanın sağlığında bile kilo verme sürecine etkisi var denendi onaylandı
YanıtlaSilElinize sağlık 🤍
YanıtlaSilFayda vermeyen zarar verir... Eskiden faydası yok ama zararı da yok diye düşünürdüm. Kaleminize sağlık ...
YanıtlaSilFayda vermeyen zarar verir... Eskiden faydası yok ama zararı da yok diye düşünürdüm. Kaleminize sağlık ...
YanıtlaSil