Kırlangıç Misali

Kırlangıç Misali


‘’ Yaşam, bir kırlangıcın uçuşuna benzer. Bazen aşağıdan, bazen yukarıdan…’’

Ayşenur, hayata her zaman sessiz ama derin bir merakla bakardı. Evliliğinin ilk yıllarında bu merak, eşiyle kurduğu ilişkideki her yeni günü anlamlandırmaya, her paylaşımı daha derin yaşamaya yönelikti. Fakat zamanla bu merak, yerini bambaşka bir harekete bıraktı: Üretmeye, çoğalmaya…

Evlenmeden önce "bir"di Ayşenur. Eşiyle tanıştığında ‘’iki’’ oldular. Birbirlerine temas ettiklerinde sadece fiziksel değil, duygusal ve zihinsel bir bağ da oluşturdular. Bu temas onları değiştirirken içlerinde bir hareketi de başlattı. Bu, zamanla bir çoğalma hareketine dönüştü.

Ayşenur, ilk çocuğuna hamile kaldığında bu hareketi bedensel olarak da hissetti. Varlığında bir başkasını taşımanın anlamını fark etti. O, bir "bir" iken artık içinde bir başka "bir" daha taşıyordu. Zaman ilerledikçe bu hissi daha fazla yaşama fırsatı oldu. Bir çocuk, sonra bir başkası ve bir diğeri...

Evleri kalabalıklaştıkça Ayşenur için hayat farklı bir ritme girdi. Çocukların her biri, ona ayrı bir öğretmen oldu. Kimisi onun sabrını sınadı, kimisi sevgisinin sınırsızlığını gözler önüne serdi. Ama her biri, Ayşenur'un varlığından doğmuş ayrı bir "hareket"ti. O sadece bir anne olmamıştı, aynı zamanda kendi içindeki çoğalma potansiyelini de keşfetmişti.

Ancak hayat sadece doğumlarla ilerlemezdi. Zaman zaman azalmalar da olurdu. Bazı zamanlar, bir çocuğunun hastalığı, eşiyle yaşadığı anlaşmazlıklar ya da içinde taşıdığı duyguların eksilmesi, Ayşenur’u aşağı çekiyordu. Her çoğalmanın ardından gelen bir azalma vardı. Bu da bir hareketti. Esasen insan anlamasa da eşsiz bir döngü vardı.

Hayat, tıpkı bir mevsimler döngüsü gibiydi. Ayşenur için ilkbahar, evliliğinin başları, çocukların doğduğu zamandı. Her şey çiçek açıyor, her sabah yeni bir umutla uyanılıyordu. Yaz, kalabalık sofralar, koşturmaca, kahkahalarla doluydu. O güneşli günler, bolluğun ve çokluğun özü gibiydi. Ama sonra sonbahar geliyordu. Çocuklar okula gidiyor, bazıları ergenliğe adım atıyor, duygular karışıyordu. Evde rüzgar esiyor gibiydi bazen. Kış ise daha sessizdi. Bir hastalık, bir kırgınlık, bir uzaklaşma olduğunda Ayşenur kışı hissederdi. Soğuk, durağan, zaman zaman da yalnız…

Ama biliyordu, her kışın sonunda yeniden bir bahar vardı. Her gecenin sonunda bir güneş doğar, her kıtlığın ardından bir bolluk gelirdi. Ayşenur, zamanla bu döngüyü içselleştirdi. Kimi günler evdeki durum bolluktu: Kahkahalar, koşturmalar, yemek kokuları… Kimi günler ise kıtlıktı: Sessizlik, sabırsızlık, azalan umutlardı. Ama her ikisinin de hayatın bir gerçeği olduğunu kabullendi.

Geceler geldiğinde, yani zorlu zamanlarda, Ayşenur daha çok dua etti, daha çok sabretti. Gündüzler tekrar geldiğinde, yani içi yeniden ışıkla dolduğunda, şükrün ne kadar önemli olduğunu hatırladı.

Sonunda Ayşenur şunu fark etmişti: O ‘’bir kişi" olarak başlamıştı. Ama hayatı, içindeki harekete teslim olarak "birden çok"a dönüşmüştü. Her bir çocuğu ya da duygusu, fikri, kararı, onun içinden doğan yeni bir anlamdı. Her biriyle temas ettikçe, içindeki farklı yüzleri keşfetti. Bazılarını çok sevdi, bazılarından korktu, ama hepsiyle var oldu.

Ve anladı ki; çoğalmak da, azalmak da, gece de gündüz de, kıtlık da bolluk da hayatın birer parçasıydı. Önemli olan, bu hareketlerin içindeki anlamı görebilmek, dönüşüme direnmemekti.

Yaşam sadece "bir" olmaktan ibaret değildi. Temas ederek, doğurarak, azalarak ve çoğalarak, mevsimler gibi sınırlı bir zamanda akan yolculuktu.




 💧 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog

Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. 
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...

" İnsanoğlunun, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. Aynadaki kişi..."  Yahya Hamurcu

Sakınmada Ustalık
Designer (Strateji Tasarımcılığı)

💧

Yorumlar

  1. Yazanın kalemine sağlık... kendimi gördüm gerçekten... Anne olmakla birlikte yaşadığım süreç ve dönüşüm :)

    YanıtlaSil
  2. “Yaşam sadece "bir" olmaktan ibaret değildi..” bireyselleşmelerin arttığı bu süreçte, ne kadar da anlamlı olmuş… kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  3. Hayat çokluğunu da, azlığını da hissettiriyor

    YanıtlaSil
  4. Hayatta her şey var ... ve onun kendi ritmi var uyumlanabilenler daha mutlu oluyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder