Neriman, eşiyle birlikte sakin ve küçük
bir kasabada yaşıyordu. Bir gün yine akşam yemeği yapmak için mutfağa girmişti.
Öncelikle ne yapması gerektiğine karar vermeliydi. Buzluğa bakınca geçen yazdan
kalan fasulyeleri fark
etmişti. Yaza da az kalmışken artık
buzluk boşalsa fena olmazdı. Fasulyeyi alıp
kenara koydu ve yemeği için soğanlarını doğramaya başladı.
‘’Soğansız yemek lezzetli olmaz’’ diyenlerdendi. Bu yüzden yemeklerine bol bol koyardı. Tam soğanları eline
almıştı ki kapının açılma sesini duydu. “Hayret,
Necmi’nin de gelme vakti değil aslında…” diye geçirdi içinden. Sonra adım sesleri
yaklaştı ve komşusu Şükran karşısında duruyordu. “Evi götürsem haberiniz
olmayacak Neriman’cığım!” diye giriş yaptı mutfağa. “Kapının üstünde anahtarı
unutmuşsunuz sanırım?“ diye de ekledi. Neriman, bu
ani girişten ve söylemden rahatsız olsa da komşusunu cevapladı:
“Yok Şükran’cığım, biz bilerek kapının üstünde bırakıyoruz
anahtarı.”
Bunun üzerine Şükran, “Aaa peki o zaman, farkındaysanız sorun yok.” diyerek buzdolabına yöneldi:
“Neriman’cığım kabartma tozum bitmiş de, bir koşu senden alıp geleyim dedim.“
Buzdolabından kabartma tozunu aldıktan sonra “Yemek mi
yapıyorsun? Benden sana tavsiye soğanları biraz fazla kavur, yoksa diri diri
ağza geliyor. Geçen size yemeğe gelmiştik ya, o zaman fark etmiştim şimdi geldi
aklıma. Haydi görüşürüz!” Deyip hızla evden çıktı.
Neriman neye uğradığını şaşırmıştı. Bu kadına bu kadar
rahatlığın nereden geldiğini
düşünmeye başladı. Bir yandan soğanları doğrarken bir yandan az önce yaşadığı
sahnenin sebebini anlamaya çalışıyordu. Düşünürken bir an soğanın kabuğu dikkatini çekmişti. Soğanın dış katmanında korunması için bir kabuk
vardı ve özüne gidene kadar bu kabuklaşma kat kat devam ediyordu. Dikkatini çeken şey sadece bu da değildi. Her bir
katmanın arasında bir de zar adı verilen katmanlar söz konusuydu. O katmanları
soyunca gözlerimizi yakması da cabasıydı. Yıllardır soğan soyardı Neriman, ama
bugün yaşadığı olayın etkisiyle soğana bakışı daha
farklı olmuştu. ‘’Soğan bile korunabilmek adına katmanlı bir yapıya
sahip, ya biz? İnsanlarla bizim aramızda da iki tarafı da koruyan bazı sınırların olması gerekmez mi?” diye düşündü. Geçmişte yaşadığı benzer olayları da hatırlayınca insanların
sınırlarının olması gerektiğine kanaatini
getirmişti. Aksi takdirde insan hem zarar
görüyor hem de zarar veriyordu. Kendi
kendine mırıldanırken kapıdan Necmi girmişti.
Neriman birden irkildi. “Neden bu kadar korktun
Neriman?” dedi Necmi.
“Dalmışım hayatım, hoş geldin’’ dedi ve devam etti:
“Necmi, kapının anahtarı artık üzerinde olmasa mı…?”
💧
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. Hayatta mutlu ve başarılı olmak...
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog
Ah o sınırlar o sınırlar yok mu? ..Yemek de soğan diri kalsa olurda ilişkilerde soğan olmazsa olmaz...
YanıtlaSilBazen net durabilmek için katmana ihtiyacımız oluyor. Net ama samimi olan katmanlarla kendimizi koruyabilmek için sebepler ortaya koymaya her daim devam edebilelim..
YanıtlaSilNe güzel ilişkilendirme olmuş öyle 🌼
YanıtlaSilİnsanoğlunun en büyük sorunlarından biri sınır çizebilmek, net sınırlar çizebilecek gücümüzün olması için daha çok bilinçlenmemiz lazım. Kime nasıl sınır...
YanıtlaSilSınırlar ve samimiyet, içtenlik ve taviz…. Nasılda bazen iç içe giriveriyor…
YanıtlaSilSınırları olmayan ayrıcalık hakkı yok
YanıtlaSilSınırları olan insan kıymetlidir. Emeklerimiz için teşekkür ederiz...
YanıtlaSil