Sararmış yapraklar bahçe zeminini adeta bir halı gibi kaplamıştı. Rüzgârın çıkardığı sesler eşliğinde çayını yudumlarken uzaklara dalmıştı Cemre. Bazı mevsimleri cam kenarından izlemek ona büyük bir keyif veriyordu. Ancak bu sefer manzarayı izlerken aklına düşenler pek keyif alınacak şeyler değildi. Beş yıllık evliliği boyunca tüm yaşadıkları sanki bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu. Kulaklarında ise son kavgalarında eşinin kurduğu cümle yankılanıyordu:
“Öğrenemedin
Cemre, bir türlü öğrenemedin!”
Eşinin
söylediklerinde bir doğruluk payı olabilir miydi? Bu sorunun cevabı kavga
anında kesinlikle “hayır”dı. Ama şimdi Cemre kendisiyle baş başa kalmıştı. Öfkesi
durulunca sağlıklı düşünmeye başlamıştı. İç sesi bir anlaşmazlık olduğunda taraflardan
birinin tamamen hatasız olamayacağını fısıldıyordu.
Peki
neydi Cemre’nin öğrenemediği şey? Aslında birbirlerini çok seviyorlardı. Neden
birbirleriyle geçinememek konusunda ısrarcıydılar?
Bu
sorular zihninde dönüp dururken Cemre, çalan kapı sesiyle irkilmişti. Gelen,
hem kuzeni hem çocukluk arkadaşı Zeynep’ti. Normalde hafta içi bu saatlerde iş
yerinde olması gerekirdi. Kapıda Zeynep’i görünce hem şaşırmış hem de
telaşlanmıştı.
“Hayırdır
Zeynep’ciğim? Bugün işe gitmedin mi? Ne oldu? Yönetici sorun mu çıkardı, yoksa
Mert’le ilgili bir sorun mu var?” diye peş peşe sıraladı sorularını.
Zeynep,
Cemre’nin şaşkın bakışları arasında kaçarcasına içeri girerken bir yandan da
yorgun bir sesle ona cevap vermeye çalışıyordu:
“Anlatırım,
biraz soluklanmaya ihtiyacım var.”
Sahi,
neden dinlenmesine fırsat vermeden hemen sorular sormaya başlamıştı ki? Cemre
bir anda Zeynep’i gelir gelmez soru yağmuruna tuttuğunu fark ederek geri
çekildi.
Cemre
ne olduğunu anlamaya çalışırken Zeynep’e su ikram edip onu rahatlatmak aklına
bile gelmemişti. O sırada Cemre mutfağa geçip suyunu almıştı bile. Biraz
kendine geldikten sonra Zeynep anlatmaya başladı:
“Uzun
zamandan beri o şirkette çalışıyorum ve ne kadar emek verdiğimi sen de
biliyorsun. Yeni gelen yönetici, evlilik hazırlığı için alışverişe çıkmama izin
vermedi. Her zaman izin isteyen veya işten kaytaran biri olmamama rağmen
halimden anlamadı. Bu tarz anlayışsızlıkları defalarca başka konularda da
yapmıştı. Sabretmeye çalışıyordum ki bana kapıyı gösterdi bile. O yüzden sabah
ofisten eşyalarımı alıp çıktım. Bu moralle eve gitmek istemedim, önce sana
uğrayayım konuşmak istedim.”
Cemre, Zeynep’in durumuna üzülmüştü ama o an ne diyeceğini bilmiyordu. Onu rahatlatmak için birkaç cümle kurabilmişti. Sonrasında mutfağa gidip iki fincan kahveyle geri döndü.
Zeynep, tepsiden kahvesini alırken bir yandan da yüzünde hafif bir tebessümle konuşmaya devam ediyordu:“Ellerine sağlık canım. Biliyorsun, böyle üzüldüğüm zamanlar mide ağrılarım artıyor. Bu yüzden pek kahve içemiyorum ama zahmet etmişsin, o yüzden senin hatırın için içeceğim.”
Zeynep kahvesinden bir yudum alırken Cemre ise onun kahve içemeyeceğini düşünmemiş olmanın mahcubiyetini hissetti. Kendini zorlayarak da olsa kendi kahvesinden bir yudum aldı. Cemre’nin biraz düşünceli olduğunu görünce Zeynep ona sorular sormaya başladı:“Eee, sen anlat Cemre’ciğim. Böyle çat kapı geldim ama ne yapıyordun, işlerin var mıydı?” “Yoktu canım, iyi ki geldin. Seninle konuşmak bana da iyi geldi…”
Zeynep biraz daha oturduktan sonra kalkmıştı. Cemre için yeniden düşünme vaktiydi. Düşündükçe bir şeyleri fark etmeye başlıyordu; bu da onun içini rahatlatıyordu.“Galiba sorularımın cevapları yavaş yavaş geliyor,” dedi kahvesini bitirirken.Soru varsa cevap vardı. Hayatın ona bu konu hakkında vereceği diğer mesajları da sabırsızlıkla bekleyecekti. Hemen kahve fincanlarını toparladı, eve geliş saati yaklaşan eşi için güzel bir sofra kurmak üzere mutfağa doğru yöneldi.
İnsan, karşısındakinin ihtiyacını merak ettikçe öğrenmeye başlar. İlişkide olduğu kişinin sevdiği ve sevmediği şeyleri, ihtiyaçlarını fark ettiğinde öngörülü olup daha isabetli adımlar atabilir. Böylece ilişkiler daha tartışmalardan uzak, yormayan bir hale dönüşür. İlişkilerinin kalitesi daha üst bir seviyeye çıkar.
💧
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. Hayatta mutlu ve başarılı olmak...
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog

Algılama artıkça aktarımının kalitesini anlamak dileğiyle
YanıtlaSilönce anlamak ne kadar önemli değil mi?
YanıtlaSilİhtiyacı anlayabilen insan ilişkisinde doğru adımlar atabiliyor gerçekten. Emeğinize sağlık, farkındalık oluşturan seminerleriniz için de ayrıca teşekkürler :)
YanıtlaSilİnsan karşısındakinin ihtiyacını hemen fark etmiyor ne yazık ki... Maaleseff bunu anlamak çok zor... Güzel bir detay, güzel bir farkındalık oldu benim için...
YanıtlaSilKarşımdaki kişiyi tanıyıp ihtiyacına yönelik hareket etmek gerekiyor..
YanıtlaSilÖğrenmek ne kadar kıymetli ilişkilerde. insan karşisindakinin ihtiyacı ne diye düşünmeye başlayınca, yani merak edince öğreniyor.
YanıtlaSilİnsan, karşısındakinin ihtiyacını merak ettikçe öğrenmeye başlar...unutmamak dileğiyle, teşekkürler
YanıtlaSilSoru varsa cevap vardır... en sevdiğim. Sınır belirleyici 😉
YanıtlaSilKarşımdaki kişinin neye ihtiyacı var. Çok kıymetli bir bilgi 🤲
YanıtlaSilHerkesin kendini aktarma derdinde olduğu yerde algılayan olmak ilişkilerimizi de toparlar, kalitesini arttırır. Emeğinize sağlık
YanıtlaSilİnsan iyi bir dinleyici olunca problemi görebiliyor. Gerçekten merak ederek dinlediğinde öğrenmeye giden yolculuk başlıyor. Öğrenmenin başında merak vardır.
YanıtlaSilKarşındaki kişinin ihtiyacını gidermek ne önemli bir şey
YanıtlaSilİnsanlar ilişkilerinde karşıdakini anlamak yerine daha çok konuşmayı tercih ediyorlar . İletişim kazalarıda böyle oluşuyor. 🌿
YanıtlaSilBirilerine bir şeyler aktarmadan önce algılamak ne kadar da önemli gerçekten.
YanıtlaSilAnlamadan haraket etmemeli
YanıtlaSilDeğil mi?