Dışarıda rüzgârın uğultusu ve şarıl şarıl yağan yağmur sesi vardı. Zeynep camdan aşağı süzülen yağmur tanelerini izlerken birden irkildi. “Eyvah yine yemeği ocakta unuttum!” dedi.
Zeynep henüz 6 aylık
evliydi, taze gelindi tabiri caizse.
Bekarken anne evinde hiç iş yapmamış, mutfağa dahi girmemişti. Annesi
sayesinde her şey önüne hazır geliyordu.
Yediğini içtiğini ortalıkta bırakıyor suyunu bile kalkıp mutfaktan
kendisi almıyordu. Giyinip, süslenip arkadaşlarıyla akşama kadar gezer
dolaşırdı. Haliyle gezmekten ev işleriyle pek ilgilenmezdi. Tırnaklarına bakım
yapmayı ihmal etmezdi. Onları törpüler ojesini her gün yenilerdi.
“Kızım gel öğren bu işleri, yarın bir gün
sende evleneceksin. Bekarken öğrenirsen ev işi yapmaya alışırsın, evlenince
daha az zorlanırsın” derdi. Derdi demesine de Zeynep pek de oralı olmazdı.
Yavrucuğum bak akşama dayınlar misafirliğe gelecek. Yardım et bana da çabucak
halledelim şu işleri. ’’Anneciğim ojelerimi yeni sürdüm sonra hallederiz” deyip
geçiştiriyordu. Bu durum annesini de üzüyordu. İleride çok sıkıntı çekeceğini
biliyordu. İçinden ‘’ İşte ileride anlayacak ama çok geç olacak’’ diye geçirdi.
Zaten Zeynep’in hayalindeki evlilikte hiç iş yapmak yoktu. Onun için evlilik
eşi ile birlikte güzel güzel giyinip ve bol bol gezmekti.
Ancak evlenince
işlerin pek de öyle olmadığını gördü.
Evleneli henüz 3 ay
olmuştu. Zeynep oturma odasından mutfağa koşarak gitti. Mutfağa girdiğinde ne
görsün? 3. kez yine yemeği yakmıştı.
Söylenmeye başladı; “Evlilik hiç hayal ettiğim gibi değilmiş. Ne
temizlik bitiyor ne çamaşır ne de yemek derdi.” Bir taraftan söyleniyor, bir
taraftan da yanmış tencereyi temizlemeye çalışıyordu. Söylenmeye devam ederken
oturma odasından yanık kokuları geldi. Zeynep camdaki yağmur tanelerini
izlerken ütü yapıyordu. Eşinin en çok sevdiği gömleğini yakmıştı.
Zeynep elinde ütüyle
bu sefer söylenmeye devam ederken bir anda “Neden? her şey üst üste geliyor’’
diye düşünmeye başladı. Sinirleri bozuldu çocuk gibi ağlamaya başladı. Ne zaman
evle ilgilense sürekli başına bir şey geliyordu. Bu durum artık canını çok
sıkıyordu. Kendini çok beceriksiz ve aciz görüyordu. Niye bu kadar zorlanmıştı ki
altı üstü bir yemek ve ütü yapacaktı. Hâlbuki ki annesi de ona zamanında
söylemişti. Kızım öğren şu ev işlerini, ilerde evlenince zorlanırsın demişti.
Zeynep’in aklına annesinin söyledikleri geldikçe kendine daha çok kızıyordu.
Nasılda küçümsemişti ev işi yapmayı. ‘’Keşke annemi dinleseydim diye içinden
‘’geçirdi. Bütün bunları düşünürken
birden kapı çaldı. Lise yıllarından beri kankası olan Arzu gelmişti. Arzuyu
karşısında görünce tekrar ağlamaya başladı. Arzu şaşkın şaşkın Zeynep’e bakıyor
ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
-Beni gördüğüne o
kadar mı sevinmedin şekerim
-Aaaa bilsem vallahi
gelmezdim
Zeynep:
-Ya dalga geçme lütfen
zaten kendimi çok kötü hissediyorum.
-Hiçbir şeyi
beceremiyorum.
-İnsan bir yemek
yapamaz mı?
-Altı üstü bir ütü onu
bile beceremedim yaktım
-Sanırım zamanında ev
hanımlığını çok küçümsedim.
-O yüzden başıma
bunlar geliyor
Arzu Zeynep’e
evlilikte henüz acemi olduğunu söyledi. Hani ilk işe başladığın zamanı hatırla.
Ne yapsam olmuyor her şey elime yüzüme bulaşıyor diyordun. Acemilikte başta evle ilgili yaptığın hiçbir şey kolay olmayacak. Üstüne şikâyet etmeye başlarsan
işler daha da sarpa saracak . Üzülme arkadaşım moralini bozma zamanla
öğrenirsin sen halledersin. Sonra Zeynep birden annesinin şu sözlerini
hatırladı; “Her işin başlangıcında bir
miktar zorluk olur. Pes etmeyip, sabırla ve şikâyet etmeden devam edersen,
muhakkak ki karşılığını alırsın.”
Zeynep sanki dün
evlenmiş gibi acemiliğini kabul etmişti.
Tüm işlere gayret
ederek, sabırla ve yüzünde bitmeyen bir tebessümle iyi bir öğrenen olmak için
niyetini almış ve hemen harekete geçmişti.
Yarına ağır misafir var, eşinin tüm ailesi ........
💧
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. Hayatta mutlu ve başarılı olmak...
" İnsanoğlunun, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. Aynadaki kişi..." Yahya Hamurcu
Sakınmada UstalıkDesigner (Strateji Tasarımcılığı)
💧
Herşeyi öğrenmek m0mkün yeterki mücadele edecek hevesler kırılmasın...
YanıtlaSilGerçekten her işin başında zorluk oluyor. Çırak, adı üstünde çırak... Başta olmayacak ama pes etmezse sonra olacak. Birçok genç kızımız bu problemi yaşıyor. Hem evliliğin çıraklığı... hem ev işlerinin çıraklığı...zorlanıyorlar. Genç kızlarımıza ve yeni başlangıçları olanlara güzel bir hatırlatma kaleminize sağlık
YanıtlaSilNe kadar doğru tespitler, teşekkürler
YanıtlaSilEn kolayı, ağıza gelen lokma, onu da çiğnemeden yutamazsın der anacığım
YanıtlaSilHer işin başı zordur..İnsan azim ve sabırla o süreci geçebilir.
YanıtlaSilUzaktan baktığımızda herşeyi yapacakmışız gibi geliyor ve ne var bunda gerektiğinde yaparım deyip basite alabiliyoruz. Ama o iş başa düşünce anlıyoruz hiç de öyle olmadığını. İşte o zaman pes etmeden, şikayet etmeden yola devam:)) Elinize sağlık
YanıtlaSilZeynebin öyküsünü okurken kardeşim aklıma geldi. Evlendiğinde aynı bu ruh halinde idi. Çamaşırlar makinadan renkleri solmuş kırışık çıkıyordu. Eşini ikna etti . 6. Ayda çamaşır mak. Değiştirmişlerdi.
YanıtlaSilDemekki çırak çıraklıgını kabul etmedikce öğrenme başlamıyor.🌿
Insanin küçümsedigi ṣey sınavı olabiliyor... hele modern zaman kadini senelerdir nasil kucumsedi ev islerini, uzak durdu olabildigince oysa herkesin yasamini konforla surdurebilmesi icin sart olan seyler, ev yapimi yemek, temiz bir ev ve temiz duzgun kiyafetler... erkek ve kadin herkesin hayatini devam ettirecek kadar bunlara aṣina olmasi zaten ṣart ancak kadin tartismadiz sekilde domestik alanda daha iyi ve rahat uretim yapiyor, bunda gocunacak birsey yok, neden komplekse girdik ki... disaridaki isler daha yuksek, anlamli, prestijli isler, icerdekiler de asagi, batagi, takdir gormeyen isler gibi gorduk.. kadin da erkek de eve yorgun geldiginde isler sarpa sarmaya basladi, sonra o bayagi gordugumuz isleri yapmasi icin baska kadinlar ayarladik... isin ucunda para olunca bu da kariyere donustu onlar icin.. hikaye boyle uzar gider, ben de yzattim kusura bakmayin:) velhasil yasam becerilerini bilmek ogrenmek lazim, hayatta insani guclu ve verimli yapan becerileri cocukluktan genclikten itibaren aktarmali... ve evet basi illa ki zor olacak...
YanıtlaSilİhtiyaç duyulacak fayda verecek şeyleri zamanında öğrenmeli... Yazı için teşekkürler.
YanıtlaSilAnneler çocuklarını kız veya erkek fark etmez, ev işlerinde yardım isterlerse en azından kendi yataklarını düzelemeyi, dolaplarını küçük yaşta düzenlemeyi öğretseler, gençler zorlanmazlar. Ama daha küçük sonra öğrensinler diye düşünüldüğün de böyle şeylerle karşılaşılıyor. Ağaç yaşken eğilir..
YanıtlaSilGençliğimi hatırladım bir anda.. Geleceğe hazırlıklı olmak ne kıymetliymiş meğer..
YanıtlaSilHer yolun başı sabır ve azim…
YanıtlaSilNe güzel bir yazı olmuş…
YanıtlaSilEvliliğin başındaki o “acemilik” hâlini o kadar sade ama gerçek anlatmışsın ki insan kendini buluyor satırlarında
Ev işlerinin zorluğuna değinmenize çok sevindim. Dışarıdan çok basit gibi gözüküyor ancak hiç bitmeyen bir süreç... Sabır ve pes etmeden çalışmak, yaptığın işten de keyif almak zamanla oluyor. Acemiyken her iş zor da ev işleri sanki ayrı bir zor :)) Şikayet etmek yok :))
YanıtlaSilAltı üstü bir ütü değil, insan her işe başlarken ne çok zorlanıyor.... Sabır , sabır ve çalışmak...
YanıtlaSilHayatta küçümsediğimiz her ne varsa onu yaşarken muhakkak zorlanıyoruz. Bu durumda nasıl tepki vereceğimizi anlatan çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık
YanıtlaSilHer konuda çıraklığımızı kabul edip yola devam ediyor olmak gerekiyor 🌸
YanıtlaSilHer yeni Başlangıç yeni
YanıtlaSilBir kazanım…. Çocukluğumda mottom vardı. Üşenme erteleme vazgeçme …
Evliliğimizin ilk ayları canlandı gözümde :)) çocuklukta anneye yapılan yardım çıraklığın temelleriymiş aslında :)
YanıtlaSilah ah daha erken zamanda bunları merak etmiş olsaydı bu kadar zorlanır mıydı? Ebeveynler olarak biraz ısrarcı olmak gerekiyor belki de..
YanıtlaSilÇok şeyi çağrıştırıcı oldu
YanıtlaSil