Eylül ayı gelmiş havalar yavaş yavaş soğumaya başlamıştı. Doğanın sessizce değişen yüzü, Elif’in iç dünyasında da yeni bir dönemin kapısını aralıyordu.
Elif’te yazın son dönemlerinin tadını çıkarmak için
balkona oturmuş kahvesini yudumluyordu. Ekoseli battaniyesi dizlerinde sokağın
hareketleri arasında kaybolurken, gözüne aşağıdaki anne kedi ve yavruları
ilişti. Nasıl da sabırla onları emziriyor, ihtiyaçlarını verdikten sonra da
uzaklaştırıyordu. Neden böyle yapmıştı ki? İyi Ebeveyn dediğin hep çocuklarının
dibinde olan değil miydi? Kediye bakarak ne ilgisiz anne diye düşünürken birden
sıçradı Elif. Kendi yaşadıkları gözünün önüne geldi. Acaba benim yaşadığım
sorunların sebebi de bu olabilir mi diye, zihninden geçirdi.
Elif yıllarca kimin derdi olsa koşmuştu. Çocuklarına, eşine, arkadaşlarına, anne ve babasına... Onların her dediğini yapmıştı. Onun hayatında’’ hayır’’ kelimesi yoktu. Sonuç mu? Ne onlar mutlu olmuştu ne de kendisi.
Elif’in iç sesi bir yandan ‘’ben bu davranışımla onları bozmuş olabilir miyim?’’ Diyor. Sonra da hayır hayır sen kötü bir şey yapmadın sadece onların iyiliği için çabaladın, kendini hep ikinci plana attın’’ diyordu.
Elif’in içine bir hüzün çöktü derin bir nefes aldı. O sırada balkonda sehpada duran deftere gözü takıldı. Aklına çocukluk zamanları geldi.’’ İnsanlar mektuplaşarak dertlerini, sevinçlerini, mutluluklarını, özlemlerini paylaşırdı.’’ diye içinden geçirdi.
‘’Ben de kendimden çok uzaklaşmışım, kendime bir mektup yazıp kendimle dertleşsem ne güzel olur’’ dedi. Heyecanla koşarak içeriden kalem alıp geldi. Kahvesinden bir yudum alıp yazmaya başladı.
Sevgili Elif,
Bugün beni bana anlatmaya karar verdim.
Ne oldu da karşımdaki insanların her dediğini yapmama
rağmen onlar mutlu olmadılar. Her şeyden şikâyet eden birine dönüştüler. Kedi
bile yavrularının ihtiyacını gördükten sonra onları yanından uzaklaştırırken,
sen hala 25 yaşına gelmiş kızının çamaşırlarını yıkıyorsun, yemeğini odasına
kadar götürüyorsun. Evde ders çalışsın diye ödevini okula teslim etmeye
gidiyorsun. Şimdi bu çocuk hayatta tek başına kalsa zorluklarla nasıl baş
edecek? Çünkü onun yapması gerekenleri onun ihtiyacı sanıp hep sen yapmışsın.
Acaba ihtiyaç olarak gördüğüm şeyler onların istekleri miydi?
Elif yazmayı bırakıp düşünmeye başladı. Yazdıkça çok farklı hissetmeye başlamıştı. Bugüne kadar bunu hiç düşünmemişti. Hepimiz hayatta en büyük yanılgıyı buradan yaşamıyor muyuz? İhtiyaç olarak gördüğümüz çoğu şey aslında isteklerimiz değil mi? Diye düşündü. Tekrar kalemi aldı ve ‘’ o zaman ilişkilerimizdeki problemleri çözmek için önce istek ve ihtiyacı ayırmamız gerekir’’ diye defterine büyük harflerle yazdı.Elif ellili yaşlardaydı ve yıllarca fark etmediği şeyi bahçedeki bir kediye bakarak fark etmişti. Yüzünde güzel bir tebessüm belirdi. ‘’Bir kedi beni nerelere getirdi’’ diye düşündü. İnsanın kendine mektup yazması nasılda insanı iyileştiriyor dedi ve yazmaya devam etti.
Hatıraları gözünün önünden film şeridi gibi geçiyordu... Yıllarca çocukları için çalıştığı günler... Emeklilik dilekçesini verdiği zaman, kızı Azra’nın söyledikleri hala kulaklarındaydı. "Anne emekli mi olacaksın senin çalışman gerek, benim anneye ihtiyacım varken sen çalışıyordun şimdi paraya ihtiyacım var sen emekli oluyorsun."
O gün çok sinirlenmiş, söylediklerine anlam verememişti. Ama şimdi onu anlıyordu. Yıllarca kızının ihtiyacını karşıladığını zannetmiş ona ihtiyacı olan sevgiyi verememişti. Sevgiyle maddi imkanları takas etmişti.
Elif’in yazarken eli titriyor, canı yanıyordu ama bunları kendine itiraf etmekte onu rahatlatıyordu. Çünkü yaşadığı sorunların sebebini görmeye başlamıştı.
‘’Eşimin borçlarından dolayı eve icra gelmesin diye her seferinde borcunu ben ödedim. İş yerinde arkadaşım işlerini yetiştiremeyince kendi işimi bırakıp ona yardım ettim. Çocuğumun ayakkabısı olmasına rağmen arkadaşlarının yanında eksik kalmasın diye, gittim en pahalı ayakkabıyı aldım. Ve bunları sürekli yaptığım içinde özverilerim tavize dönmüş fark etmemişim. Meğer ihtiyaç zannettiklerim onların sadece istekleriymiş.’’ Diye defterine yazdı.
Defterinin çiçekli kapağını kapatırken, kendini üstünden kamyon geçmiş kadar yorgun, bir o kadarda denize vuran kaplumbağalar gibi şanslı ve başarmış hissediyordu. İçini bir huzur kaplamıştı. Yıllar sonra ilk kez bir şeyleri fark edip kendine itiraf etmişti. Çok şey istemiyordu sadece ilişkilerini dengeye getirebilmekti tüm çabası. Ancak o zaman mutlu olabilecekti.
Şimdi ne dersiniz sizlerde kendinize Elif gibi bir mektup yazmak ister misiniz? .
💧
Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog
Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. Hayatta mutlu ve başarılı olmak...
" İnsanoğlunun, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. Aynadaki kişi..." Yahya Hamurcu
Sakınmada UstalıkDesigner (Strateji Tasarımcılığı)
💧
İnsan verdikçe, karşı tarafın isteklerini karşıladıkça iyi olacağını düşünüyor, oysa
YanıtlaSilİhtiyaç karşılamak farklı, isteklerin önüne geçemeyiz, o zaman da taviz üstüne taviz veririz. Karşıdaki kim olursa olsun nankörleştiyoruz.
Evet bugün yazmaya başlıyorum
YanıtlaSilÇok büyük bir kırılma. Çok büyük kabul ve farkındalık gerekiyor. İnşallah hepimiz için bu uyanış olur
Silİnsan yaşantısını yazıya dökerek kendini kendine hatırlatıyor. Yaşadığı problemlerin farkına varıyor.. Ne kadar da kıymetli
YanıtlaSilKendime mektup yazmak ister miyim? Güzel soru... Elif kadar farkındalığım var mı bilmiyorum. Bir yerden başlamak lazım. Yazalım ve bakalım " nerelerde istek ve ihtiyacı" karıştırmışız...
YanıtlaSilNe güzel bir yazı olmuş…
YanıtlaSilElif’in hikayesinde kendimi buldum. Özellikle “ihtiyaç diye gördüklerimiz aslında isteklerimiz olabilir mi?” cümlesi çok düşündürdü. Kendime mektup yazmayı deneyeceğim,
Teşekkürler bu kadar içten bir farkındalık hikayesi paylaştığın için.
Çocuklarımızın sürekli yanında olmak her istediklerine evet demek ....
YanıtlaSilMeğer iyilik yapalim derken kotuluk yapabiliyormuşuz.Çok güzel hatırlatıcı bir yazı
Kaleminize sağlık
Yazıyı okurken gençliğimde tuttuğum günlüğüm aklıma geldi tekrar başlayacağım ☺️
YanıtlaSilBedel ödeyen bedel ödediğine düşkünleşir. Araya giren zamana birde kendi egosu eklendiğinde yaptıklarının kendine zararını nasılda göremiyor insan. Rabbim irdeleyerek yaşayanlardan olmayı nasip etsin.
YanıtlaSil👍
YanıtlaSilİnsanın her istediğini ihtiyacı zannetmesi çok büyük yanılgı. Bizde kendi hayatımızda istek ve ihtiyacımızı fark edip davranış değişikliği oluşturabiliriz inşALLAH. Elinize sağlık
YanıtlaSilYazarak çalışmanın etkisine inanıyorum. Kendime mektup yazmak ne kadar güzel bir fikir.
YanıtlaSilKendine mektup yazmak” fikri beni gerçekten çok etkiledi. Elif’in hikayesi aslında birçoğumuzun fark etmeden yaşadığı bir döngüyü anlatıyor.
YanıtlaSilHayatın içinde koşarken isteklerle ihtiyaçları karıştırmak, sevdiklerimize fazla yüklenmek, kendi sınırlarımızı unutmak… ne kadar tanıdık değil mi?
Kendine mektup yazmak” fikri beni gerçekten çok etkiledi. Elif’in hikayesi aslında birçoğumuzun fark etmeden yaşadığı bir döngüyü anlatıyor.
YanıtlaSilHayatın içinde koşarken isteklerle ihtiyaçları karıştırmak, sevdiklerimize fazla yüklenmek, kendi sınırlarımızı unutmak… ne kadar tanıdık değil mi?
Ben de başlıyorum Elif, teşekkürler
YanıtlaSilNe oluyor da karşımızdaki insanların her dediğini yapmamıza rağmen mutlu olmuyorlar...
YanıtlaSilKaleminize sağlık
YanıtlaSilİyilik yaparakta zarar verebiliyormuş insan.. en çokta sevdiklerine maalesef... biraz kenara çeklip kim için ne yapıyorum, ne kadar yapmam gerekiyor diye düşünmek ne kıymetliymiş... ne güzel düşündürdü, yazanajn ellerine sağlık...
YanıtlaSilYazılarınızı ve seminerleriniz sayesinde insan yaptığı hataları fark edebiliyor ne kadar da tanıdık öykü. Emeğinize sağlık
YanıtlaSilBugün kendimle bi kahve içmeye karar verdim.:))
YanıtlaSil