DEĞİŞİM KÜÇÜK BİR ADIMLA BAŞLAR

Ahmet Bey, iş çıkışı şehrin gürültüsünden uzaklaşmak için ağır adımlarla yürüyordu. Arkasında haftanın yorgunluğunu ve koşuşturmasını bırakmıştı. Tek isteği, Üsküdar’ın huzurlu sokaklarından geçip vapur iskelesine varmaktı. Neyse ki, Üsküdar-Eminönü hattı bu akşam meşhur kalabalık günlerinden birini yaşamıyordu.

Biletini sessizce okutup, denize bakan bir banka oturdu ve masmavi, uçsuz bucaksız denize bakarken düşüncelere daldı.

O akşam, gökyüzünü pamuk şekerini andıran pembe-gri bulutlar kaplamıştı. Martılar, havada süzülüp atılan simitleri kapmak için adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Denizden gelen yosun kokusu, Ahmet Bey’in üzerindeki tüm yorgunluğu almış, içini ferahlatıyordu.

Etrafına baktığında kimi gazetesine gömülmüş; kimi telefonuyla konuşuyordu. Gençler ise kahkahalarıyla akşamın sessizliğine neşe katıyorlardı. Herkes bir telaş içinde, kendi yolculuğunda bir amacı vardı. 

Ahmet Bey, içini çekerek düşündü:

“Peki, bu telaş içinde onları harekete geçiren şey neydi? İnsan hareket etmeden, bir şeyler için mücadele etmeden nasıl durabilirdi?” 

Kendisi de boş durmayı sevmezdi. Her gün sabahın erken saatlerinde kalkar, ailesi ve kendisi için çalışır, gerektiğinde arkadaşlarının da yardımına koşardı. “Eğer bunları sıralasam, önümde uzun bir liste olurdu.” diye geçirdi içinden. 

Bu düşünceler içinde birden içi sızladı:

“Ah be oğlum, senin bu hayatta hedefin ne zaman olacak?” 

Bu aralar oğluyla aralarındaki gerginlik iyice artmıştı. Hayal ettiği evlatla karşısındaki genç arasında dağlar kadar fark vardı. Artık birbirlerini dinlemez hale gelmişlerdi. Volkan her söylenene sadece “Tamam baba… Hı hı anne…” diyerek geçiştiriyordu. 

Vapurun düdüğünün aniden çalmasıyla irkildi ve düşüncelerinden uzaklaştı. Vapur, köpüren dalgalar arasında Eminönü’ne doğru yol almaya başlamıştı. 

Ahmet Bey ve eşi, uzun yıllar çocuk özlemi çekmişlerdi. Sonunda oğulları dünyaya geldiğinde, ona rahmetli dedesinin adını “Volkan” koymuşlardı. Tıpkı bir volkan gibi güçlü ve dayanıklı olmasını istemişlerdi. Ancak zamanla, yalnızca isim vermenin yeterli olmadığını anlamışlardı. Güç ve başarı emek isterdi; hedef koymayı, çaba göstermeyi gerektirirdi. 

Ahmet Bey eve geldiğinde, bahçede oğlunun motorunu görünce hafifçe tebessüm etti:

“Demek kürkçü dükkânına dönüş yapılmış.” dedi.

Çünkü Volkan üç gündür eve gelmiyor, halasında kalıyordu. 

Volkan, yirmi bir yaşında, hareketli ve yerinde duramayan bir delikanlıydı. Mezun olmak için son iki ayı kalmıştı, fakat üç sıkıntılı dersi vardı. Ailesi onun artık bir meslek edinmesini, hayatı öğrenmesini istiyordu. Ancak Volkan oldukça rahattı; konfor alanından çıkmayı hiç sevmiyordu. Utansa, kahvaltıda reçelli ekmeğini annesinin ağzına kadar getirmesini bekleyecekti. Odasının dağınıklığı onu rahatsız etmiyordu. “Akşam yine aynı yatağa yatılmayacak mı?” derdi. Annesi çamaşırları yıkar, dolabını düzenler; üç gün sonra dolap tekrar panayır yerine dönerdi. 

Peki, bu kadar rahat davranmasının sebebi neydi?

Yapması gerekenleri onun yerine hep birilerinin yapması olabilir miydi? Volkan, konfor alanından çıkmadan hayatını toparlayabilir miydi? Saatlerce futbol şampiyonası izleyerek mezun olabilir miydi? 

Ahmet Bey ve Leyla Hanım, oğullarıyla defalarca konuşmuştu. Ancak, Volkan yine onları dinlemiyor ve geçiştiriyordu. Hayat, ona paket program gibi sunulmuştu. İstediği çoğu şey zaten hazırdı. Onun çaba göstermesine gerek yoktu. 

Fakat Ahmet Bey bu kez farklı bir yol seçmeye karar verdi. Oğlunu, hayatın gerçekleriyle tanıştırmak istiyordu. Tıpkı kendi çocukluğunda Halit Dede’sinin ona öğrettiği gibi… 

Eski günler gözlerinin önünden geçti. Okuldan gelir gelmez önlüğünü çıkarır, dedesinin bahçesine koşardı. Fasulyeleri, biberleri, domatesleri sular; sırıklarını diker; hasadı toplar; kışlık salça hazırlarlardı. Yorulurdu ama gece huzurla uyurdu. Yıllar geçtikçe anlamıştı:

Dedesinin öğrettikleri onu hayata hazırlamıştı. Her işin üstesinden gelmeyi, pes etmemeyi öğrenmişti. 

Halit Dede derdi ki:

“Erkek dediğin tornavidayı eline alabilmeli, arızayı giderebilmeli, gerektiğinde taştan ekmeğini çıkarmalı.” 

Şimdi sıra Ahmet Bey’deydi. O da oğluna bu mirası aktaracaktı. Belki Volkan başlarda isteksiz olacaktı; ama sabırla, küçük adımlarla başaracaktı. 

Hayat konfor alanında değil, onun dışında harekete geçince anlam kazanırdı. 

O akşam yemekte uzun bir sessizlik hâkimdi. Leyla Hanım, ortamı yumuşatmak için konuştu:

“Canım, dolapları düzenlerken konsolun ayağı kırıldı. Atmaya gönlüm elvermedi. Tamir edebilir miyiz?” 

Ahmet Bey tebessüm etti:

“Tabii ki bakarız.” 

Sonra Volkan’a döndü:

“Hadi bakalım, iş bizi bekler. Kap gel, dedemin takım sandığını. Bakalım konsolun ayağını nasıl tamir ederiz.” 

Volkan gönülsüzce sandığı getirdi. Sandığın içinde pas tutmuş çiviler, bir çekiç ve eski bir tornavida vardı. 

Ahmet Bey, gülümseyerek:

“Hadi çırak, al şu tornavidayı. Vidaları sökmeye başla.” 

Volkan şaşkınlıkla,

“Ben daha önce hiç vida sökmedim.” dedi. 

Ahmet Bey yumuşak bir sesle:

“O zaman ilk iş günün hayırlı olsun evlat. Çıraklık başlıyor.” dedi. 

Birlikte çalışmaya başladılar. 

Leyla Hanım kapıdan seslendi:

“İşin sonunda kahve ve kurabiyeler benden!”

Ev bir anda neşeyle doldu.

 

O gece Volkan yatağa uzandığında yorgundu.

Fakat bu kez yorgunluğu huzur veriyordu. Babasıyla geçirdiği vakit ona hem pratik bir beceri kazandırmış hem de bağlarını güçlendirmişti.

 

Hayat, insana hiç ummadığı anda büyük değişimler yaşatır. Bazen bir vidayı sökmek bile insanın hayatında birçok kapıyı aralar.

 

Ve bazen…

 

Gerçek değişim, küçük bir adımla başlar.

Volkan da o akşam ilk adımını atmıştı.

                   💧

Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog

Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. 
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...

" İnsanoğlunun, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. Aynadaki kişi..."  Yahya Hamurcu

Sakınmada Ustalık
Designer (Strateji Tasarımcılığı)

💧

 

 

Yorumlar

  1. İnsanın konforundan çıkmak için küçük bir adımla başlaması ne güzel :)

    YanıtlaSil
  2. Volkanın çıraklığı hayirlı olsun... Ne güzel dönüşüm başlatabilmek...

    YanıtlaSil
  3. Gerçek değişim, küçük bir adımla başlar....sağlıkla atılacak adımlara vesile olsun kaleminiz, teşekkürler

    YanıtlaSil
  4. Hayat konfor alanında değil, onun dışında harekete geçince anlam kazanır...güzel tespit, teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Ah bu rahatlık 😉

    YanıtlaSil
  6. Küçük adım atarak hayatımızı toparlamak kıymetli olan..

    YanıtlaSil
  7. Hayatta emek vermeden başarıya ulaşamıyor insan.

    YanıtlaSil
  8. Kaleminize sağlık 🌸
    İnsan azı küçümsemeyip yaptığı şeyler ileride kendisine büyük kazanım oluyor , mesaj çok güzel

    YanıtlaSil
  9. Üretimin verdiği yorgunluk insana aynı zamanda huzur da veriyor.

    YanıtlaSil
  10. Güç ve başarı emek isterdi;
    hedef koymayı, çaba göstermeyi gerektirirdi...hiç unutmasak hep uyumlansak ne güzel olur

    YanıtlaSil
  11. Çıraklık başlasın o zaman ;)

    YanıtlaSil
  12. Ah bu Volkan lar , her evde bi tane var demek ki 😀 Darısı bizimkine

    YanıtlaSil

Yorum Gönder