Poşette Kalanlar

Poşette kalanlar, bir hastane koridorunda başlayan ama hepimizin hayatına dokunan bir yüzleşmenin hikâyesi. İhmal ettiğimiz sevgiler, ilişkiler, ertelediğimiz buluşmalar ve vefa…

Koridorun ışıkları loştu. Hastanenin bitmek üzere olan gece vardiyası, sessizliğin içinden geçen ayak sesleriyle bölünüyordu. Buse, sırtını duvara yasladığında ayakları artık bedenini taşımayı reddediyordu. Elindeki poşetle oracıkta kalakalmıştı; bir alyans, bir kol saati, cüzdan, kulaklık, anahtarlar ve spor ayakkabıları…

Babası fenalaşmadan ambulansı aramıştı… Hastaneden de Buse’ye ulaşmışlardı. Şimdi yoğun bakımdaydı.  

Buse 28 yaşındaydı. Üniversiteyi bitirdiğinde babası ile olmak için İstanbul’a dönmüştü.  Ancak bulduğu iş, oturdukları yere uzak olunca babası kıyamamış ona iş yerine yakın bir yerde ev tutmuştu.  Buse’nin hayatı, iş toplantıları, seyahatler ve bitmeyen dosyalar arasında akıyordu. Başlarda her hafta babasıyla görüşürken, zamanla bu buluşmalar seyrekleşmişti. Son aylarda ise “bugün yarın” diyerek erteliyordu. Babası aradığında çoğu zaman ertesi gün dönüyordu. Mahir Bey, biricik kızına, bu konuda hiç serzenişte bulunmamıştı.

Bir Poşetin İçinden Çıkan Hayat ve Yeniden Başlama Cesareti

Şimdi yoğun bakımdaydı. Ve Buse, elinde bir poşetle hastane koridorunda duruyordu. İçinde babasının eşyaları vardı. Ama aslında o poşet, ertelenmiş sohbetlerin, kaçırılmış kahvaltıların ve  hiç büyümemiş  küçük kız çocuğunun  babası ile olan ilişkisi ile yüzleşmesiydi. Vefa ve nankörlük hikayesi…

Yoğun bakım kapısından dönerken hemşirenin sesi hâlâ kulaklarındaydı: “Bunları alabilirsiniz.” Bir de burada bekleyemezsiniz. Biz sizi ararız diyerek arkasını dönüp gitmişti. Buse’nin bir şey demesine fırsat bile vermemişti.

Elif 22 yaşındaydı. Hemşirelik okulundan yeni mezun olmuştu ama hastane koridorlarında yıllanmış gibiydi. Her gün onlarca hasta, onlarca bekleyiş… Artık sesinde titreme yoktu. Buse’ye poşeti uzatırken, ekmek verir gibi davranmıştı. Kötü olan neydi biliyor musunuz? Bunun farkında bile değildi. Buse’nin çöktüğünü fark ettiğinde geri dönmedi.

Buse’nin zihninde babasının sesi yankılanıyordu: “Kol saatini, kızlarımdan kim ilk evlenirse ona vereceğim.” O saat şimdi onun elindeydi. Yutkundu, böyle zamanlarda koşup dizinde ağlayacağı babası içerde yatıyordu.  Başka bir yol bilmiyordu ki? Zaman durmuş gibiydi. Bir yandan babasına kızıyordu neden kendine bakmamıştı ki? Neden kontrollerini ihmal etmişti. Hiç mi düşünmemişti Buse’yi.

Elinde poşetle eve girdiğinde babasına kızgınlığı hâlâ geçmemişti. Ayakkabıları kapının yanına bıraktı, kol saatini masaya koydu. Kulaklığı eline aldığında bir Vivaldi ezgisi zihninde çalmaya başladı. O an fark etti: Babası hâlâ onunla konuşuyordu. Eşyalar, sessizce ama ısrarla bir şeyler söylüyordu.

Poşette kalanlar

Buse, salona geçti. Işıkları açmadı. Pencerenin kenarına oturdu. Sabah olmak üzereydi. Gökyüzü, griyle mavi arasında bir yerlerdeydi. O an, içinden geçenleri susturmadı. Kızgınlık, suçluluk, özlem… Hepsi oradaydı. Ama bir şey daha vardı: Umut.

Düşünmek İçin Bir Durak

Babası hâlâ yaşıyordu. Ve hâlâ vakit vardı. Belki bu kez, “bugün yarın” demeden gidecekti yanına. Belki bu kez, sadece iş değil, hayatın kendisi öncelik olacaktı. Çünkü bazı insanlar, sadece varlıklarıyla bile iyileştirir. Buse, derin bir nefes aldı. Poşette kalanlar, sadece eşya değildi. Onlar, yeniden başlamak için bir davetti.

Poşette Kalanlar

İnsan en çok nazı geçtiği insanları ihmal ediyor. Çünkü zanneder ki onlar hep oradadır. Oysa “hep” sandığımız şey bir gün sessizleşir. Ve bazıları o sessizlikte kendi pişmanlığını duyar bazıları ise  hala sadece söylenip durur.

Henüz Vakit Varken

Bir şeyin kıymetini anlamak için onu kaybetmeyi beklememeliyiz. Belki bir “konuşmamız lazım” cümlesi haftalardır erteleniyor. Belki bir kahve, karşısına oturulmadan soğudu. Bugün sadece yapılacaklar listesini değil, ilişkilerini de gözden geçir. Kimi “sonra ararım” diyerek geçtin? Kimin seni sessizce beklediğini fark etmeden günler geçti? Henüz vakit varken, uğra. Kısa bir selam ver. Dinle. Gülümse. Bu sefer derdini anlatmak yerine onu dinle. Bu sefer dertlerini değil, başına gelen güzel şeyleri paylaş. Henüz vakit varken paylaş…                                                                         



💧 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi ve Karar temalı blog

Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insanın amacını amaç edinmiştir. 
Hayatta mutlu ve başarılı olmak...

" İnsanoğlunun, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. Aynadaki kişi..."  Yahya Hamurcu

Sakınmada Ustalık
Designer (Strateji Tasarımcılığı)

💧

Yorumlar

  1. Henüz vakit varken, bize ihtiyaci olanları aramak, sevgileri yarına ertelememek. O yarın belkide hiç olmayacak.

    YanıtlaSil
  2. Sahip olduklarımızın değerini zamanında bilebilmek adına çok güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık💕

    YanıtlaSil
  3. Ertelemeden zamanında her detayı yapabilmek çok kıymetli..

    YanıtlaSil
  4. Kıymetli olan aklımıza gelir gelmez sevdiklerimizi arıyor olmak kaybettiğimizde herşey için çok geç olabilir…

    YanıtlaSil
  5. Hülya Şensoy15 Eylül 2025 14:31

    Zaman bu kadar hızlı ilerlerken , kıymet verdiklerimize gerçek kıymetlerini yaşatalım inş. 🙏🌿 Yazıyı okuyunca işi bırakıp annemi aradım. Tşk ederim emeğinize sağlık🌸

    YanıtlaSil
  6. İnsanı bu yaşamın yoğunlukğundan alıp sevdiklerimizi hatırlayıp onlarla İletişim kurma isteğine vesile oldunuz... teşekkürler emeklerinize sağlık...

    YanıtlaSil
  7. Var olanın kıymetini bilmek inasnın en büyük kazancı olsa gerek...

    YanıtlaSil
  8. Hatırlatıcı güzel bir yazı ,teşekkürler

    YanıtlaSil
  9. Muhteşem bir yazı… Babamı yeni kaybettim, ertelenmiş duyguları ne güzel ifade etmişsiniz… Çok duygulandım

    YanıtlaSil
  10. Çok anlamlı bir yazı… İlişki denilen bağın ne kadar kıymetli olduğu çok samimi anlatılmış. ALLAH razı olsun🤍

    YanıtlaSil
  11. Gerçekleri farketmek

    YanıtlaSil
  12. Şu ara benzer şeyler yaşıyorum, yüreğinize sağlık.Yaşarken kıymet bilmekten daha kıymetli hiçbir şey yok bu hayatta ...teşekkürler

    YanıtlaSil
  13. Her şeyin kıymetini bilmek, payına düşen her şeyin...

    YanıtlaSil
  14. Poşette kalanlar, sadece eşya değildi. Onlar, yeniden başlamak için bir davetti.

    YanıtlaSil
  15. okurken gözümde canlandı olaylar,gerçekten etkileyici bir öykü..çok yalın ve anlaşılır bir dille anlatımış..Buse ye üzüldük ve farkında olmadan yaptığımız şeylerin farkına vardık..

    YanıtlaSil
  16. Bir poşete sığan hayat... Bana Gazze'de ki babayı hatırlattı evladının parçalarının içinde olduğu.

    YanıtlaSil
  17. kendi işlerimizle ilgili telaşımız, tamamlama arzularımız, hızlı koşularımız aşırılık seviyesine geldiğinde ilişkilerimizle ilgili uyarıları dikkatte almak lazım... farkındalık oluşturan bir yazı kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  18. Çiğdem Özer16 Eylül 2025 08:15

    Sevdiklerimizi hep hatırlamalı sevdiğimizi söylemek lazım fırsat varken çok güzel bir yazı olmuş kutlarım

    YanıtlaSil
  19. İnsan yoğun kosturmacanin içinde unutur bir cok şeyi, en çok da nazı gectigi kimseleri.... Ne güzel bir yazı olmuş. Çok hatırlatıcı oldu. Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  20. Ve insan aslında neye sahipti?

    YanıtlaSil
  21. Harika bir gönderi olmuş.
    Ağlayarak okudum her bir satırını. Çünkü; tam da şimdiki kanayan yaramıza parmak basmış yazarımız.
    Elinize, emeğinize ve yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  22. Henüz vakit varken... Kaleminize sağlık, farkındalık oluşturdu.

    YanıtlaSil
  23. Ne tanıdık... Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  24. İnsan sürekli yarına göre yaşayıp bugünü ıskalayabiliyor. Genellikle de iş işten geçtikten sonra farkedip " şimdiki aklım olsaydı" diyor. Gerçekten insanı silkeleyerek farkındalık oluşturan bir yazı olmuş tebrik ederim🌱

    YanıtlaSil
  25. Insanın en büyük yanılgısı, sonra yaparım diyerek erteledikleridir.Hayat akıp gitmekte ve bizler geriye dönüp baktığımız da 'keşkeleri 'bol insanlarız. Keşke dememek için yapacaklarımızı ertelememeli..kaleminize sağlık çok samimi bir yazı olmuş..

    YanıtlaSil
  26. Bazı gerçekler vardır can acıtır. Aynada göremediğin taraflarına yansıma olur. Bu yazı o türden bir yazıydı benim için... Bazen de bir miktar can acısı gerekir sonrasında daha çok acıtmaması için...

    YanıtlaSil
  27. Hayatımızda sadece bugün var,yarın belki var.Sevgi emektir ve karşılıklı dur,özlem ise hep vardır,sevdiklerimizi kaybetsek de yaşasalar da.Onun için bugünü kaçırmayalım.
    Güzel bir yazı olmuş👌

    YanıtlaSil
  28. Hayatımızda sadece bugün var,yarın belki var.Sevgi emektir ve karşılıklı dur,özlem ise hep vardır,sevdiklerimizi kaybetsek de yaşasalar da.Onun için bugünü kaçırmayalım.
    Güzel bir yazı olmuş👌

    YanıtlaSil
  29. Hayat hepimiz için geçiyor ve ölüm denilen bir gerçek var. Sevdiklerimizle yaşarken iletişim içinde olmak ve onlarla paylaşılan anlar gerçekten kıymetli. Güzel bir yazı ve hatırlatma olmuş. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  30. Zeynep Demirci30 Eylül 2025 09:27

    Henüz vakit varken cümlesi ne kadar anlamlı. İnsan bir şeyi ertelediğinde neler olabileceğini bilmiyor.. Bilmediği için erteliyor belki de. Zamanı kullanmak ne kadar kıymetli..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman geri getiremeyeceğimiz akıp giden şey gerçekten

      Sil

Yorum Gönder